Friday, 18 October 2013

 
Belçika diyince tüm yurdum turistlerinin yüzü düşüyor ve ben bunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum.. Bayram tatili dolayısıyla hepimiz kendimizin/sevdiklerimizin Roma, Venedik, Floransa, Barselona, Viyana, Paris resimlerini bol bol paylaştık/gördük. Biraz daha genç tayfa Amsterdam, bütçeyi doğrultanlar Amerika'daydı.. Resimler de hep aynı yerlerden, aynı heykel, aynı köprü, aynı sokak..

Peki ben buralara gitmeyin mi diyorum? Haşaaa hayır! Gidin, hobi olarak yine gidin, ben de gittim ama değişiklikten korkmayın, yeni ufuklara yelken açmayı deneyin ve gerekirse aynı yere birçok kez gidip turist olarak değil yerlisi gibi gezmeye çalışın.. Bir dee, gittiğiniz yerde hobinizi, keyiflerinizi kovalayın.

Bir insan turist olarak gittiği yerde ne bulmak ister? Tarih? Güzel yemekler? Hoş vakit geçirilecek mekanlar? Bunların hepsi Avrupa'nın Ankara'sı olarak adlandırılan Brüksel'de var, Brugge ise tam aşıklara göre bir yer, Amsterdam'ın minyatürü, Venedik'in korkmayan ve gezilebilir versiyonu..

Tarih, Müzeler, Michellin yıldızlı restoranlar, kanallar... Ama beni ve bloğumuzu ilgilendiren yegane şey; Bira ve Bira seviyorsanız, cennetesiniz demektedir.

Girişi fazla uzattık, uçaktan indik trene atladığımız gibi Brugge'e doğru yola çıktık, hedeflerimiz;
- De Halve Maan (biraevi)
- 2be Beerwall
- Struise Bottle Shop
- 't Brugse Beertje 

Bu rota nasıl mı belirlendi? Bir birasever nasıl mı araştırma yapar? Öncelikle kitaplar her zaman ilk kaynağım oluyor. İnternet hiçbir zaman okumanın, sayfaları çevirmenin keyfini vermiyor ve bir bilgi çöplüğü içinde dolaşmıyor, derlermiş toplanmış bir yazı okuma şansınız bulmuş oluyorsunuz. Tek dezavantajı son dönem bir baskı değil ise yenilikler konusunda biraz geri kalabiliyorsunuz.  Yolculuk öncesi kitabım Good Beer Guide - Belgium'dı, kesinlikle tavsiye ederim. Gezeceğimiz yerlerin içinde bu kitabın fikrinin oluştuğu bir bar da var. :)

Tren garından itibaren gerçekleştireceğimiz Rotamız..

Site olarak birçok alternatif var ama ben RateBeer'ı bu konuda tek geçiyorum. Tür'e göre puanlandırma (bar, biraevi, dükkan, restoran, kendi birası olan bar gibi...) olduğu için yeme-içme saatlerinize göre program yapabilirsiniz.

Diğer bir kaynağım ve belki de en güvenilir olanı, dostlar ve bloglar. Bira üzerine yazan 5-6 kişilik yeni kurulmuş grubumuzun da lokasyon belirlememde önemli desteği oldu. Özellikle Belçika'da yaşayan dostların. Onlar kendilerini biliyor, teşekkürler..

Brugge harika bir şehir, hiç bir şey bilmeden gidip bu küçük şehre aşık olarak dönebilirsiniz. Benim bu 3. ziyaretimin tek hedefi var; Bira!

Trenden iner inmez De Halve Maan'a doğru yola çıktım. Bu benim 3. Bira imalathanesi ziyaretim olacak. İlk olarak efsanevi Cantillon'u gezmiş ve aşağıdaki linkte yazmıştım.
http://biraatolyesi.blogspot.com/2013/05/sarapseverler-icin-cantillon-biraevi.html

2. Ziyaretim Efes Merter bira fabrikasına olmuştu. Bunu yazamadık ve yeni kanundan sonra da yazamaycağız gibi.. Ayrı 2 ucu gördükten sonra bu ziyaretin de çok farklı bir deneyim olacağından eminim..

DE HALVE MAAN
Brugge küçüklüğüne rağmen Avrupa'nın en önemli turistik mekanlarından biri ve bu yüzden de özellikle haftasonları çok kalabalık, De Halve Maan da ne yazık ki öyleydi. Biraevi turu belirli bir saatte başlıyor, ben hemen biletimi aldım ve daha 15dk olmasını da fırsat bilerek ilk biramı alarak yudumlamaya başladım. Biralara geçmeden şunu da belirtelim ki bu biraevi onlarca yarışmadan altın madalya ve farklı ödülleri almış kendi 'gizli' formülleri ile bira yapan bir yer.  
Saygılarımızı sunuyoruz.





 De Halve Maan'ın girişinde Turistik bir market var. Bira, Anahtarlık, Açacak vs, 
Bira Koleksiyonerleri için ideal..

Biraevinin aldığı onlarca ödülden bazıları

İlk biramızı içtiğimiz giriş bahçesi. Herkes sırada gördüğünüz üzere. Ben biramı yudumlamayı tercih ettim. :)

 
Brugse Zot Dubbel; (yine o anki hislerimizi ve yazdıklarımızı aynen aktaralım) Musluktan, taze bira. Biramız bardakta kahve-maun bir renkte, köpük ise yoğun ve yine kahverengi. alkol %7.. Eee Dubbel!
Koku için pek uygun bir ortam yok, hava rüzgarlı, biramızı açık bir ortamda bahçede içiyoruz. Kokuda alkolü ve kavrulmuş tınıları alıyorsunuz. Tadım kahve, karamel ve baharatımsı. topraksı da denebilir ve damakta kalıcı. Bir klasik ama 'masterpiece' değil. Çok hafif bir Bira Atölyesi birası ekşiliği de yok değil diyeceğim ama bilemiyorum :) 
Puanım: 7,5/10
Ratebeer Puanı: 70/100

Biramızı içtikten sonra saat başı başlayan tur'a geçiş yaptık, yaklaşık 45 dakikalık bu tura girerken aslında biraz kararsızdım, birayı üretim sürecini zaten biliyorum, 50 turist ile ne kadar zevkli olabilir diye düşünüyordum ki despot görünüşlü, ama sakin, espirili ve nevi şahsına münhasır teyzenin anlatımları ile çok güzel vakit geçirdim. Dünyanın her köşesinden turiste eski bir bira-evini ve nasıl bira yapıldığını, tarihini anlattığı için kolaylıkla sıkıcı olabilecek bir işe keyif katmış. Espriler ve fıkralar harika. tekrar anlatılınca aynı etki olmayacaktır ama bir kaç anektot;
 - Birada kullanılan şerbetçiotunun (hop) marijuana'nın kuzenidir. Bu yüzden bira içen insan keyifli olur :)
 - Bize çok bira içtiğimizi söylyorlar ama takmıyoruz, çünkü çok hoppy'iz.:)
- Bira turu sonrası %9 alkollü Quadruppel'i içmeden önce bir geleneğimiz var. Beyaz bir kağıda kaldığınız otelin adını yazıyorsunuz. Herkes kaldığı oteli hatırlayacağını düşünüyor ama sarhoş olunca tek söyledikleri 'o büyük kilisenin yanındaki oteldi' oluyor ve bu şehirde o kiliselerden onlarca var :)

Efsane teyzemizi aşağıdaki resimlerde görebilirsiniz. Hangisi olduğunu işaret etmeye de gerek olduğunu sanmıyorum.


 
Eskiden herşey zordu. Bu binada hala bira üretiliyor ama yüksek adette değil sadece burada satacak kadar. Asıl üretim yeri taşındığı için tarihi bir biraevini gezme şansına nail oluyoruz.

Teyzem anlatıyor..


Eski şişeler, kapatma aparatları, kazanlar.. 

Bira turundan sonra bu sefer içeri barın olduğu mekana geçerek diğer biramızı aldık. Yolculuğum sabah 5:30'da Türkiye'den başlamıştı ve uçakta atıştırdıklarım hariç boğazdan birşey geçmediği için yanına da bir atıştırmalık sipariş ettim. Fired Meat Ball, nasıl birşey olduğu resimde görülmektedir, ayrıca bira da tura katılan herkese bedava. Kaçırmak olmazdı.

 Taze biramız musluktan dolduruluyor.

Brugse Zot: Biramız bardakta koyu bal renginde.Köpük beyaz ve yoğun, 3 parmak olarak aldık yarım parmağa kadar düştü. Koku tatlı, toffie olarak adlandırabileceğimiz şekilde. Tam olarak çeviremiyorum Türkçe'ye. Bira yazarı dostlardan destek gelebilir bu konuda. Tadım ağızda gövdeli ve yine tatlı tınılar hakim, bitirişte hafif şerbetçiotu acılığı var. Kompleks bir bira. Bu kadar turunçgil ağırlıklı bir bira için şerbetçiotu bitirişte hissediliyor ama aromatik şekilde. Ortalamanın üstünde keyifli bir bira.
Puanım: 7/10
Ratebeer Puanı: 64/100









Harika bir görüntü değil mi? De Halve Maan'ın bahçesinden. Hikayesini bilmiyorum ama Doğa Ana diyesim geliyor. :)

2. mekanımız turistlerin uğrak yeri, ana meydana çıkan yoldaki ünlü BİRA DUVARI. Ben mekanı ziyaret öncesi araştırmalarımda ve bloglarda öğrendim açıkçası. Çok vaktim olmadığı için 1-2 bira tadar, ortamın keyfini çıkarır ve yoluma devam ederim diye düşünüyordum ama ne mümkün?

Turistler ortamı doldurmuş, doğru düzgün resim çekilmiyor, oturulacak masa yok! (Bunları yazan kişi elinde fotoğraf makinası ile dolaşan Türk bir turist olunca ne kadar kendini beğenmiş bir havaya büründüğümüz ortada. Beer Snob'luk seviyesine geçtik malesef.) Sonuç olarak bu mekanda ne bira içebildik, ne keyif alabildik. Muslukta hangi biraların olduğunu ve ortamın 1-2 kötü resmini aşağıda bulabilirsiniz. Herkes koca Kwak bardaklarında Kwak içmekle meşguldü. Bu bira Türkiye'de kendi bardağı ile bir barda satılırsa satışları en az beşe katlanır. Biz meraklıyızdır böyle şeylere. Herkes de meraklı anlaşılan.

 Kanal'ın üstünde bir ev, bira dışında görebileceğiniz yegane Brugge resmi. Araya karıştırayım dedim. Bu Şehir güzel!

 Bira Duvarı, 2Be
 Ahanda bu da duvar.. Duvar'ı mecazi anlamda düşünmemiştiniz umarım..
 Tavandan resimler-1
 Tavandan resimler-2
 Muslukta neler varmış bir göz attık.
 Trappist'ler göz kamaştııyor.. :)
Herkes Kwak içiyor. Birayı sevdiklerinden mi yoksa bardağı sevdiklerinden mi?

Yazımıza burada son vermek en iyisi, Brugge turumuzun 2. yazısında bence Avrupa'daki en önemli biraevlerinden birinin şişe dükkanına gideceğiz, oradan da RateBeer'a göre Brugge'deki en yüksek puanlı bar'a uğrayacağız.

Görüşmek üzere birasever dostlar..

4 comments:

  1. Selamlar,

    Elinize sağlık, afiyet olsun. Hem öğretici hem de lezzetli bir gezi olduğu her yerinden belli. Yakın zamanda gezdiğim Brugge'le ilgili anıları tekrar tazelemiş oldum böylece :) İnsan bu şehri gördükten sonra diyor ki Brugge bir şehirse İstanbul da ne ola ki! Belki ahır olarak adlandırabiliriz diye düşünüyorum :)

    Struise Bottle Shop ve 't Brugse Beertje'yle ilgili yorumları da merakla bekliyorum. Benim bu mekanlarda tek tekrarladığım şey şu cümle olmuştu "Burası benim olsun var ya dünyanın en mutlu insanı olurum ya. Hiçbir şeyden şikayet etmem!"

    Bu arada, bırakın herkes aynı heykelin fotosunu çeksin, Paris'e New York'a gitsin. Brugge bize kalsın :)

    Görüşmek üzere

    ReplyDelete
  2. Cihangir Selamlar,
    Yorumlar için teşekkürler,ne yazık ki gezinin 2. bölümü ilk kısmı kadar keyifli olmadı. Brugge'de benim gittiğim haftasonu gastronomik bir festival de vardı ve normalden de kalabalıktı her yer.. Struise hariç, orada rahattım :)

    Senin gezi yazılarını da heyecanla bekliyoruz. Görüşmek üzere.

    ReplyDelete
  3. keşke de garre ye uğrayıp kendi ürettikleri bira yı da tatsaymışsınız.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Selamlar,
      Bir kez daha gitmek için sebepler bırakmak da lazım değil mi? :)
      Eminim daha görülecek çok yeri vardır..

      Öneri için teşekkürler.

      Delete