Sunday, 12 April 2015

Münih'te 2 Saat.. Biervana ve Weisses Brauhaus



6 kişi, 2 çocuk ve Münih’te biraya dair 2 saat. Ailelerin katılımı ile çıktığım ilk ‘Bira Turu’nun bu ilk bölümünde Münih’te 2 saate neler sığdırabildiğimi kaleme almaya çalıştım. 4-6 saatim olur ümidiyle oluşturduğum rotanın sadece ilk iki mekanını ziyaret etme olanağım oldu. Çocuklu aileler ile çıkılan ilk bira turu yazısına hoş geldiniz! :)

Türkiye sınırlarından çıkar çıkmaz ilk hedefim bira dükkanları (Beer Bottle Shop) oluyor. Bu mekanlar genelde onlarca ülkeden yüzlerce farklı birayı bulma imkanınızın olduğu yerler oluyor. Münih merkeze iner inmez tur ekibine el sallayarak taksiye atladım ve soluğu BIERVANA da aldım.















 

Darı ambarında bir tavuk; Bira Atölyesi, Biervana’da. Münih şehir merkezinde sayılabilecek, ana meydandan taksi ile 10-15dk’da ulaşabileceğiniz bir mekan.

25-30 metrekare bir dükkana mutluluk sığmış. Raflarda kayboluyor ve tek başıma ne kadar bira taşıyabileceğimi de hesaba katma zorunluluğunu hatırlayarak seçimlerimi yapmaya çalışıyorum. Hedefim zor bulunan biralar, farklı ülkelerden seçimler ve yeni kıtadan biralar oluyor. En sevdiğim türler IPA ve Porter’da bu kriterlerin alt başlığı.

Raflarda bazı biralar için RateBeer puanları verilmiş. Kolaylık sağlıyor.
 

Mekanın sahibi ile gerçekleştirilen sohbet ile keyiflendiğim ve Türkiye’den gelen bir Bira Yazıcısı (Bira bloggerı) olmam dolayısı ile özel ilgiye nail olduğum bu mekanda yaklaşık 3-5 metre yürüme alanında 1 saate yakın zaman geçirdim. Seçmek zor oldu ama resimdeki güzellikler benimle birlikte güzel ülkemize giriş yaptı.

Evet, hepsi tek bir bavulda Türkiye'ye girdi.. Yazıyı yazarken yanımda beni seyrediyorlar.. (Evet delirdim)

Taksiye atlayıp dostları bıraktığım şehir merkezine geri dönüyor ve biraları arabaya atar atmaz hemen ikinci mekana doğru yola çıkıyorum; Schneider Weisses BrauHaus.

Mekan ile ilgili detaylı bilgilere Beerader ve BiraSevdası dostlarımın yazılarından ulaşmak mümkün. Üstüne koyacak çok birşey olmadığı için biz bira tadımına geçelim.. :)

Beerader'in mekana dair yazısı için;
 
Şunu belirteyim ki mekana girdiğimde heyecandan ilk bira schneider olmayan bir bira oldu, asıl menüyü sonra inceleyebildim.




   
Yukarıdaki resimde soldaki bira heyecandan yanlışlıkla sipariş edilen, sağdaki de asıl incelenmesi gerekli mutluluk reçetesi.

Türkiye’de olmayan ve sadece şişede satılan TAP 4 Mein Grünes ‘ün tadım notları;

Organik, sertifikalı bir buğday birası. 1916'dan 1944'e kadar octoberfest için üretilen bu bira 1999 yılında tekrar üretilmeye başlanmış. Görüntü çekici, 3-4 parmak kırık beyaz köpük, bulanık koyu portakal renkli. Koku ise tipik buğday kokularının yanında (maya, ekmeksilik) otsu, ferah. bir saison kadar olmasa da bahar tınıları çok net. Tadım tipik buğday ekmeksiliği ve mayanın yanında hafif kalıcı acılık ile birlikte damakta ve bitirişte ferah ve çiçeksi. Şerbetçiotunun yoğun kullanıldığı bir bira olduğunu net olarak hissettiriyor ve bunu çiçeksi, çimensi tınılar ile gerçekleştiriyor..










Bir buğday birası delisi olan BiraSevdası'nın bu biraevinin biralarını şu şekilde yazmış, okuyalım;


Her iki blogda da değinilmemiş bir birayı değerlendirme şansı da bize kısmet oldu.

Bu biranın yanında Almanya'da olduğumuzu hiseetirecek bir şeyler yemenin gerekliliği ile aşağıdaki masa oluştu.

Şimdi Weisess Brauhaus'da olmak vardı..

Weisses Brauhaus sıcak ortamı, yöresel kıyafetli çalışanları, ahşap iç tasarımı ile çok çekici ve keyifli vakit geçirmek için kesinlikle tercih edilebilecek bir mekan.


Biraz daha vaktim olsa nerelere mi giderdim?;
Yazının ikinci bölümünde Allgaü bölgesinde alplerin eteklerinde bulduğumuz buğday birasını içeceğimiz ve bir bira-evi ziyaret gerçekleştireceğimiz bir yazı olacak. Biraz ön resim verelim.

Aile ve çocuklarla çıkılan ilk 'Bira Turu' yazısı 2. bölümde olacak...

Keyif budur adlı çalışmam..

Ekip sağlam...

2 comments:

  1. Dostum ellerine sağlık. Elbette bir Belçika değil ama Münih de bir bira başkenti! Yazını okuyan bira severlerin aklını çeleceğin aşikar. Münih'e giden herkesin ilk durağı (daha turistik olduğundan dolayı) Hofbrauhaus oluyor. Eski bir hanı andıran bu mekan elbette gidilip görülesi ama bira çeşitliliği açısından Weisses Brauhaus HB'yi sollar. Türkiye'de olmayan Tap 4'ü seçmen de ayrıca güzel olmuş. İlk içtiğimde beni sarsmıştı bu bira. Çok ama çok aromatik bir tadı var. Tadım defterime bakıyorum da şimdi "inanılmaz çiçeksi bir şerbetçiotu tadı" "klasik buğday birası muz & karanfiline ek olarak yoğun bir citrus aroması" yazmışım. Tadı hala damağımda :D

    Bu kadar kısa bir sürede bu kadar "birasal" iş başarman da ayrıca tebrik edilesi!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Üstat Selam,
      Biliyorum buğday birası senin sahan :) ama tadım günlerinden aldığım eleştiriler ile yazı sıklığını biraz arttırmam lazım olduğunu gördüm. Yazıları soğutmadan servise sunmaya çalışacağım. Bu eleştiri sana ve Beerder'e de yöneltildi haberiniz olsun :)

      Münih'e bir ziyaret daha kesinlikle gerekli,hatta buradan da bir Bamberg'e geçiş çok güzel bir tur olur. Yazı daha çok senin ve Beerader dostun yazılarına bir gönderme ve hatırlatma oldu, çok güzel ve önemli paylaşımları hatırlamak da iyi oldu. ellerinize sağlık...

      Delete